Header Ads

KUŞCENNETİ MİLLİ PARKI





Alman bilim insanı Curt_Kosswig, 1936 yılında İstanbul Üniversitesi'ndan aldığı çağrıya uyarak Türkiye'ye gelir. Zooloji kürsüsü başkanlığına getirilir. O da pek çok Alman gibi, o dönem Nazi yönetiminden kaçmıştır. 

1 Nisan 1938 günü Manyas Gölü'ne gelen Prof.Dr. Curt Kosswig'in, bölgedeki kuş çeşitliliği dikkatini çeker ve bu doğal güzelliğin farkına varır. Buraya "Kuşcenneti" adını verir. Çalışmalar sonunda Kuşcenneti hakkettiği değere kavuşur.

1952 yılında İstanbul Üniversitesi Hidrobiyoloji Enstitüsü, buraya bir inceleme istasyonu kurar.



1959 yılında Milli Park ilan edilir. 17.058 hektarlık alanıyla Türkiye'nin en küçük milli parkıdır.





Bandırma'nın yaklaşık 19 km güneyinde, Manyas Gölü'nun kuzeydoğusunda yer alan Kuşcenneti Köyü'nün yanında geçip Kuşcenneti Milli Parkı'na varıyoruz. Genişçe bir alana aracımızı park ettikten sonra, kapısından içeri giriyoruz. 





İçeri ilk adımlarımızı attığımız andan sonra yeşilin her tonuyla karşılaşmak mümkün. Buraya özellikle baharın ilk günlerinde gelmek, kışın soğuk günlerinden sonra canlanmanızı ve neşelenmenizi sağlayacaktır.





Biraz ileride yönetim binasının içinde konuklar için iki özel salon var. Biri özel bölmelerin içinde içi doldurulmuş kuşların sergilendiği salon; diğeri ise parkın belli noktalarındaki kameraların çekimlerini canlı olarak ekrana yansıtan, hatta görüntüleri yakınlaştırıp uzaklaştıran, konukların da oturup bunları izleyebileceği bir salon..




Kapladığı alan olarak Türkiye'nin en küçük milli parkı olma özelliğini taşıyan Kuşcenneti Milli Parkı, kuş zenginliği bakımından uluslararası bir öneme sahip. Her yıl buraya 239 kuş türünden 2-3 milyon kuş, kışın soğuk günlerinden sonra buraya göç ettikten sonra burada yumurtlayıp kuluçkaya yatıyorlar. Yavrular kabuklarını kırdıktan sonra yine burada beslenip büyüyebiliyorlar. Göl suları, söğüt korusu ve sazlıklardan oluşan alan beslenmeleri ve güvenlikleri için de çok uygun.








Parkta uygulanan başarılı koruma uygulamaları nedeniyle Avrupa Konseyi 1976 yılında "A Sınıfı Avrupa Diploması" ile parkı ödüllendirmiştir. Hatta 1981, 1986, 1991 ve 1996 yıllarında da bu diploma yenilenmiştir.  Ancak son yıllarda göl sularının fabrika atıklarıyla kirletildiği haberlerini sıkça duymaya başladık.




Yönetim binasından çıkarken görevliden dürbünlerimizi ödünç aldık. Gözetleme kulesine doğru yürümeye başladık. 
Gözetleme kulesine giden yol boyunca birbirinden farklı kuş seslerini duymak mümkün. Çok geçmeden kule karşımıza çıktı. 


     


17,5 m yüksekliğinde kuleden inmek istemedik. 



Buraya her zaman gelmek ve gezmek mümkün. Kuşların en çok çeşitlendiği dönem ise mart, nisan ve haziran aylarıdır.






Kuşcenneti Milli Parkı, Avrupa Konseyi tarafından çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen "Avrupa Diploması"nın en üst kategorisi olan A sınıfı diplomayla 1976 yılında ödüllendirmiştir. Son yıllarda gölün kirletildiği haberlerini de duymadık değil.. 

Bu yüzden, bu ve buna benzer parklara ne kadar çok ilgi gösterirsek, korunması için daha çok çaba harcanacaktır. Rant meraklılarına, çıkar düşkünlerine fırsat verilmemesine katkınız olacaktır.







Yorum Gönderme

0 Yorumlar