Header Ads

"Kayadibi Mahallesi"nin Yazarı ile Söyleşi


Dünyaya balıkların gözünde bakan Kayadibi Mahallesi adlı romanın yazarı Harun Sağlam ile "Öznesi insan olmayan balık hikayeleri.."ni konuştuk. 



    Harun Sağlam kimdir? Önceki çalışmalarınızdan biraz söz eder misiniz? 

Bu sorunun cevabında, biraz klasik tanımların dışına çıkmak istiyorum. Çünkü kim olduğumla ilgili detaylar sıradan cevapların içinde bulunamayabiliyor. Amasya’da doğdum ve 7 yıl orada kaldım çünkü annem ve babam öğretmendi. Okul hayatım sırasıyla Amasya, Bandırma Aksakal Beldesi(o zamanlar öyleydi.) Rize Ambarlı köyü, tekrar Aksakal ve Bandırma olarak üniversiteye kadar devam etti. Bu sırada 6-7 defa sınıf öğretmenim değişti. Kocaeli Üniversitesi’nde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrenimi gördükten sonra 1 sene kadar kardeşimle Marmaris’te kaldım. Ardından Tayinim Siirt Baykan’a çıktı. Bir dönem orada çalıştıktan Sonra Ardahan’a geçtim. Ardahan’da birkaç farklı köy ve merkez okulunda çalıştıktan sonra araya 6 Aylık Trabzon’da geçen askerliği de sığdırdıktan sonra memleketim Bandırma’ya döndüm. Köyümse Susurluk/Balıklıdere. 


Uzatmış olabilirim ama sadece bu mekan değişikliklerinin bile beni ben yapan şeyler olduğunu düşünüyorum.  Şimdi 2011’den beri çalıştığım Şehit Öğretmen Mustafa Boz Özel Eğitim Meslek okulunda görevime devam ediyorum. Eşim Özge ile Bandırma’nın Levent Mahallesinde denize doğru yaşamaya devam ediyoruz.




      "Öznesi insan olmayan balık hikayeleri..." yazabilmeniz için denizle ve balıklarla aranızın çok iyi olması gerekir. Denize ve balıklara olan bu ilginizin kaynağı nedir? Ve kendinizi balıkların yerine koyarak balıkların pek de göremediğimiz su altındaki yaşamlarını ve sorunlarını anlatma düşüncesi nasıl oluştu? 


Yaşayanlar bilir, denizde parlayan bir balık gördüğünde içinde anlatılamaz bir şeyler hisseder insan. Acayip bir heyecan.  Bunun sebebi nedir, nereden geliyor bilmiyorum ama bu görüntü gibi insanı heyecanlandıran ve farklı şeyler hissettiren daha birçok şey olur denizde. Kimileri buna hastalık der. Ben de bunları daha çocukken Bandırma’da yaşamaya başladım ve halen devam ediyor.

Denizle ve balıklarla olan yaşantım bu şekilde devam ederken ki buna tatlı sular da dahil, bir yandan da aklıma küçük küçük hikayeler geliyordu. Yaşadığım bazı olayların, gördüklerimin farklı bir bakış açısıyla nasıl olabileceklerini hayal ediyordum. Sonra bu güldüğüm, üzüldüğüm, kızdığım her şeyi yazmaya başladım ve kitap olana kadar da devam ettim. Yoksa bunun için özel bir hazırlık ya da planlama yapmamıştım.






       Denizle ve balıklarla o derece özdeşleşmişsiniz ki, sanki denize daldığınızda balıkları siz örgütlemişsiniz. Sihirbaz Sırrı'nın ustalığında payınız var gibi.. Bu bakış açısını yakalamak için sualtında çok zaman geçirmiş olmalısınız. 


Su altında çok zaman geçirdiğimi söyleyemem. Her denize gittiğimde yanımda bir gözlük olurdu ama bir dalgıç kadar da suyun altını görmedim. Ama kıyıda çok vakit geçirdim. Gördüklerimi düşünüp, üretmek için çok vaktim oldu. Hani derler ya “balığa gittiğinde insan her şeyi unutuyor.” Ben de o unutma anlarında bu hikayeleri hatırladım diyebilirim.





         Balıkların en önemli sorununun çevresel sorunlar olduğunu okuduk kitabınızda. Bu çevresel sorunların kaynağı ise tabi ki insan. Peki bir gün İspari Cemil ile Çipura yavrusu Lidaki'nin planladıkları gibi balıklar, biz insanlara karşı saldırıya geçerler mi dersiniz? 


Aslında kitapta söylediğim şeylerin çoğu ya olmuş ya da oluyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de bu aslında. Balıklar plan yapıp bize saldıramazlar belki ama bizim onlara zarar vererek yaptığımız her planın sonucunda en çok zararı yine biz görüyoruz. Köpek balıkları ile ilgili bir bilgi vardı mesela onların bize verdiklerinden daha fazla biz onlara zarar veriyormuşuz. Fakat bunun sonucunda bozduğumuz sistemler yine gelip bizi vuruyor. Bu sadece balıklarla ilgili değil. Suyu, toprağı, ormanı her şeyi kendi konforumuz için bozarken, bir sonraki aşamada bunun bizim konforumuzu da bozacağını göremiyoruz ya da buna inanmıyoruz. 




      Nerede geçiyor bu balık öyküleri? 


Genellikle Bandırma’da ama başka yerlerden de var Gönen çayından var mesela. Sonra en sevdiğim bölümlerden biri Bafa Gölü’nde. Hikayelerde mekan ve karakterler değişse de olan genelde aynı. İnsanların balıklar üzerindeki olumsuz etkileri. Şimdi diyebilirsiniz hiç mi olumlu yaptığımız bir şey yok. Tabi ki var ama onlar da yine kendi bozduklarımızı düzeltmekle ilgili.



    Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında da kısaca bilgi verir misiniz? 



Bu kitapla ilgili çalışmalarım önümüzdeki seneye kadar devam eder diye düşünüyorum. Bu sırada yazmaya başladığım ve yazmaktan keyif aldığım başka bir konu daha var. Tarih öncesi denilen zamanlarda yaşayan insanlarla ilgili olacak. Bu gün yaşayan insanların çelişkilerinin çok eskilere dayandığını ve o insanlardan aslında daha zeki olmadığımızı anlatmaya çalışacağım.



Bu söyleşi için ve bu güzel kitap için çok teşekkür ederiz. Yeni çalışmalarınızda başarılar dileriz.




Yorum Gönder

0 Yorumlar